Av. Muhammed Numan Güleç
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/8528 Karar Numarası: 2016/296 Karar Tarihi: 25.01.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti ve
muarazanın men'i davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki
bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracılığın tesbiti ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece görevsizlik kararı
verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı
HMK.'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince
mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6100 Sayılı HMK.'nun 4/a maddesi gereğince kiralanan taşınmazların, 9.6.1932 tarihli ve2004 sayılı İcra
ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden
doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı
açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür.
Taraflar arasında düzenlenen 04.08.2014 başlangıç ve 30.11.2017 bitiş tarihli protokol başlıklı
belgenin 1.maddesinde: ..., imarın 28148 parsel önünde bulunan Ankara Büyüşehir Belediyesine ait 9295
m2 lik yeşil alanın 4,500 M2 lik kısmına .... tarafından tanıtım ofisi yapılması, 40 ay süreyle bu alanın
kullanılması, alanın teslim tarihinden itibaren 3 ay içerisinde tüm alanın peyzaj projesinin yapılarak
uygulanması, 20269 ada 1 parsel bitişiğinde olan park alanına 1 adet veleybol ve bir adet basketbol sahası
yapılarak süre sonunda ofis binasının ve spor sahasının bedelsiz olarak belediyeye devredilmesi” olarak
belirlenmiştir. Kira sözleşmesinde kira bedelinin mutlaka para olması gerekmez. Kira bedeli para olabileceği
gibi hizmet karşılığı olarak da kararlaştırılabilir. Sözleşmede kira başlangıcının ve süresinin yazıldığı, kira
bedelinin de yapılacak hizmetler karşılığı olduğu belirtildiğine göre, taraflar arasında yapılan protokol başlıklı
belge tipik bir kira sözleşmesi niteliğindedir, Bu nedenle davanın kira sözleşmesinden kaynaklanması
nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümlenmesinde 6100 Sayılı HMK.'nun 4/a maddesine göre
Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi
gerekirken yazılı gerekçeyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün
bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı
Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün
BOZULMASINA istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.01.2016 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
Değerlendirmesi yapılacak yüksek mahkeme kararında özetle; davanın, kiracılığın
tespiti ve muarazanın giderilmesi istemli olduğu, yerel mahkemenin görevsizlik kararı
vermesi üzerine bu kararın temyiz edildiği, tarafların başlangıç ve bitiş süreleri belirli olan
protokol başlıklı belge ile davalıya ait taşınmazın 40 ay süreli ile davacı tarafça kullanılması,
bunun karşılığında davacı tarafın sözleşme ile belirlenen alanlara tanıtım ofisi, peyzaj
uygulaması ve bir adet voleybol ile bir adet basketbol sahası yaptırması, süre sonunda ofis
binasının ve spor sahalarının bedelsiz olarak davalıya bırakılması hususlarında anlaştıkları,
kira sözleşmelerinde kira bedelinin paradan başka bir şey olarak da kararlaştırılabileceği,
somut olayda başlangıç tarihi, süresi ve kira bedelinin de yapılacak hizmetler karşılığı olduğu
anlaşıldığına göre taraflar arasında yapılan protokol başlıklı belgenin tipik bir kira sözleşmesiolduğu, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümlenmesinde 6100 sayılı HMK.’nın
4/a maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek yerel mahkeme
kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Kira sözleşmesinin tanımı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’unda yer alan 299. madde1
ile yapılmıştır. Aynı kanunun 313. Maddesi2 ile ise kiracının kira bedelini ödemekle yükümlü
olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun maddelerinden yola çıkarak kira bedelinin sözleşmenin
esaslı unsuru olduğu ve kiracının asli edim yükümlülüğünü oluşturduğu sonucuna
varılmaktadır3
. Kanunda kira bedelinden ne anlaşılması gerektiğine dair bir hüküm
bulunmamakla birlikte başlangıçta kararlaştırılan kira bedelinin sözleşmenin ilerleyen
dönemlerinde nasıl belirleneceğine ilişkin olan kanun hükümleri, para ilişkilerine
uygulanabilecek niteliktedir. Bu sebeple kira bedelinin para olarak belirleneceğini
söyleyebiliriz. Keza doktrinde de kira bedelinin kural olarak para ile ödeneceğine dair görüş
birliği bulunmaktadır4
. Tarafların paraya endeksli olarak misli bir eşya, örneğin altın ile kira
bedelinin ödeneceğini kararlaştırmaları ihtimalinde ise kira bedelinin konusu yine para
olacağından sözleşmenin mahiyeti değişmeyecektir. Bununla birlikte taraflar arzu ederse kira
bedelinin para dışında başkaca bir şey ile ödenmesini kararlaştırabilir. Fakat bu durumda
sözleşme tipik bir kira sözleşmesi olmaktan çıkıp karma bir sözleşme niteliğine bürünür5
.
Sözleşmeler gündelik hayatımızda sıklıkla başvurduğumuz hukuki işlemlerden biri
olup önemlerine binaen çeşitli kanunlarda sözleşme türlerinin tanımı yapılmış ve ihtilaf veya
sözleşmeye riayetsizlik durumunda hangi sonuçların doğacağı belirtilmiştir. Fakat kişilerin
ihtiyaçlarının ve taleplerinin gün geçtikçe farklılaşması üzerine kanunda öngörülen sözleşme
türleri yetersiz kalmıştır. Bu sebeple sözleşme kurma iradesinde olan kişiler arasında kanunda
öngörülmeyen bir tarzda kurulan sözleşme türleri ortaya çıkmıştır. Karma sözleşmeler olarak
adlandırılan bu sözleşmeler, kanundaki çeşitli sözleşme türlerinde yer alan unsurların kanunda
öngörülmeyen bir tarzda bir araya gelmesiyle kurulan sözleşmelerdir6
. Çift tipli karma
sözleşmeler ise taraflardan her birinin ediminin farklı sözleşmelerin asli unsurundan meydana
geldiği sözleşmelerdir7. Bu tarz sözleşmelere uygulanacak hükümlerin ayrıca kanunda yer
almaması sebebiyle çeşitli teoriler geliştirilmiş olup her bir teorinin veya birden çok teorinin
uygulama alanı bulabileceği doktrinde belirtilmiştir. Buna göre karma sözleşmeye, sözleşme
unsurlarını düzenleyen farklı hükümler tatbik edilebileceği gibi, sözleşme içerisindeki
unsurların ağırlık noktasının hangi tipik sözleşmeye yakın olduğuna göre de uygulama
yapılabilir8
.
1 Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını
kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.
2 Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür.
3 EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 2019, s. 317
4 ARAL, Fahrettin; AYRANCI, Hasan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Baskı, 2020, s. 266; EREN, a.g.e. s.
324;
5 KAHRAMAN, Zafer, İstanbul Şerhi Türk Borçlar Kanunu Yürürlük Kanunu, İstanbul 2019, C. 4-5, s.2758;
ARAL/AYRANCI, a.g.e s.266, s.304; EREN, a.g.e. s.324, s. 355
6 TANDOĞAN, Haluk, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 2008, I/1, s.69
7 OKTAY ÖZDEMİR, Saibe, İstanbul Şerhi Türk Borçlar Kanunu Yürürlük Kanunu, İstanbul 2019, C. 4-5, s.2560
8 OKTAY ÖZDEMİR, Saibe, s.2571Yukarıda yaptığımız açıklamalar ışığında karma sözleşmelere uygulanacak hukuk
kuralları belirlenirken karma sözleşmeyi oluşturan sözleşme edimlerinin, bu sözleşmenin ağır
basan edimi olup olmadığı dikkate alınmalıdır9
. Konumuz özeline dönersek, kira ilişkisi
içeren sözleşmede şayet diğer sözleşmeye nazaran kira sözleşmesinin asli unsurları ön plana
çıkıyorsa kira ilişkine dair hükümlerin uygulanması gerekir.
Sonuç olarak incelediğimiz kararda yüksek mahkemenin kira bedelinin para dışında
başkaca bir şey olarak kararlaştırılması halinde dahi kurulan sözleşmenin tipik bir kira
sözleşmesi olduğuna ilişkin değerlendirmesine katılmamaktayım. Kira bedelinin para ile
kararlaştırılması halinde kira sözleşmesine ilişkin kanunda yer alan hükümlerin hemen hemen
hepsi uygulama alanı bulabilecekken kira bedelinin hizmet görme, eser yapma vb. edimlerle
ödeneceğinin kararlaştırılması durumunda kira bedeline ilişkin hükümlerin çoğu
uygulanamayacaktır. Uyuşmazlığın çözümü için de diğer sözleşme türlerine başvurmak
zorunluluğu doğacaktır. Bu durumun ise tipiklik mefhumunu bozduğunu düşünmekteyim.
Bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede, kira sözleşmesinin asli edimi olan
kullandırma veya kullanmayla birlikte yararlandırma unsurunun ağır bastığı açıkça ortadadır.
Taraflar arasında tipik olmasa bile kira sözleşmesinin asli unsurlarının ağır bastığı bir kira
ilişkisini içeren karma bir sözleşme bulunduğu göz önüne alındığında uyuşmazlık halinde
görevli mahkeme HMK.’nın m.4/a hükmüne göre Sulh Hukuk Mahkemesi olacaktır. Bu
sebeple yüksek mahkemenin netice kararının yerinde olduğu düşüncesindeyim.
9 KAHRAMAN, Zafer, a.g.e. s.2744
Av. Muhammed Numan Güleç
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır. Reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde algılanmamalı ve yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.